Soma Kaymakamı Abdulkadir KARATAŞ

       

10 Aralık İnsan Hakları Günü Programı Kaymakamımız Abdulkadir KARATAŞ'ın katılımıyla başladı.Program Canlar İlköğretim Okulu öğretmenleri ve öğrencileri tarafından hazırlandı. Saygı duruşu ve İstiklal marşı'nın ardından İnsan Hakları Tarihsel Gelişimi hakkında konuşma Sınıf öğretmeni Hakan Kabaklı tarafından yapıldı. İnsan Hakları Evrensel Bildirgesinin 30 maddesi Fen Bilgisi öğretmeni Özlem Çakır tarafından yapıldı. Canlar ilköğretim okulu öğrencilerinden İrem Demir tarafından İnsan DOğmak ve İnsan Olmak adlı şiir okundu. Sosyal Bilgiler öğretmeni Ali Özbek tarafından İnsan Hakları Evrensel bildirgesinin önemli maddelerinden hazırlanmış slayt gösterisi sunumu gerçekleştirildi. Sessiz Devrim adlı kısa film gösterildi. Canlar ilköğretim okulu öğrencisi Esra Korel tarafından İnsan adlı şiirin ardından Okul öğrencileri tarafından hazırlanan İnsan hakları orotoryosu sunuldu. Program sonunda Kaymakamımız Abdulkadir KARATAŞ İnsan Haklarının önemini belirten konuşması "Bugün 10 Aralık İnsan Hakları günü. İnsan Hakları Beyannamesi bildiğiniz gibi 1928 yılında Türk Milleti'nin kabulüyle o gün imzalandı ve 61 yıldır üyesi bulunduğumuz insan hakları gününü biz 10 Aralık'ta kutluyoruz. Tabi insanlığın geçmişi kadar eski olan insan hakları insanın doğuşundan itibaren ölümüne kadar olan bütün aşamalarda layık olduğu bütün haklara yakışıyor. Özellikle İnsan Hakları özel beyannamesi ile ve daha sonra Avrupa İnsan Hakları sözleşmesi ile yerini bulan insan hakları aslında 2. Dünya savaşından sonra dünya literatürüne girmiştir ama müslüman Türk milletinin literatüründe kabul edildikten sonra bizde insan haklarında ciddi anlamda bütün üyelere örnek olacak gelişmeler ortaya çıkmış. Şöyle kısaca hatırlayalım, Köleliğin kaldırıldığı ve bütün insanların ırk, din, dil, cinsiyet inanç farkı gözetmeksizin eşit olduğu ve her ne olursa olsun temel hak ve özgürlüklerinden yoksun bırakılamayacağı köleliğin, kulluğun kaldırıldığı 14 asır dönemden beri biz müslümanlar, biz Türkler bütün insanların eşit haklara sahip olduklarını kabullenmişiz. Bir devlet düşününki savaşa çıkmış ve  savaştığı milletin bahçesinden üzüm yemek zorunda kalmış ve bu asker yediği üzümün bedelini o üzümün dalını asarak, bedelini oraya koyarak helallik yapmış ve oradan ayrılmıştır. Böyle bir millet tabi ki diğer milletlere çok defasında örnek olacak hayat tarzını ortaya koymuştur. Osmanlı Devleti 1453'te İstanbul'u fethettiği sırada yanlış hatırlamıyorsa 63 tane klise varken, bugün bunların 50'sine yakını muhafaza edilmiştir. 13 taneside harab vaziyette ve yıkılmıştır. Malesef Avrupaya baktığımız zaman bizim 180 tane olan mescidimizden 10-15 civarında olanı korunmuştur.   İşte biz millet olarak başta din ve vijdanın her insanın doğuştan var olduğu, istediği gibi seçmek, istediği şekilde düşünmek hakkı vardır ve bu hakkı da muhafaza etmek devletlerin milletlerin görevidir. Ülkemize geçmişten Cumhuriyet tarihi döneminden itibaren baktığımız zaman ülkemiz insan hakları konusunda takdire şayan bir gelişme göstermiş. Ancak yinde de dünya literatürlerinde ülkemizin adını insan hakları ihlalinde sık sık görmüşüz. Bununla ilgili Avrupa İnsan Hakları  sözleşmesi aykırılığında ile bir çok kez ülkemiz bazı ağır nedenler ödemeye mahkum edilmiştir. Bunun sonucunda hükümetimizin başlattığı çalışmalar sonucunda Başbakanlığa bağlı İnsan Hakları Kurulu oluşturulmuş. Başbakanlığa bağlı bu kuruluşumuz 81 ilimizde ve 832 ilçemizde aynı anda ilçe ve il insan hakları kurulları oluşturulmuştur. Bugün bu toplantımızı yaptık. Soma'da bu zamana kadar sadece bir insan hakları kuralı ihlali konusu geldi onun haricinde bir ihlal olmadı. İnsan hakları bu kurul tarafından yürütülüyor. Ama biz 3 ayrı kurul oluşturmak sureti ile çalışmalarımızı yürütüyoruz. Halkla ilişkiler ve iletişim büromuz var, İnsan haklarının araştırılması ile ilgili bir komisyonumuz var ve bunu uygulaması ve tatbik etmesi için bir kurulumuz var. Bugün bu toplantımızı gerçekleştirdik. Arkadaşlarımız ile bir araya geldik. Kaymakamlığımıza girişte bir yazı vardır. Okumayanlar için söyleyeyim. Geciken her kamu hizmeti bir insan hakları ihlalidir. Bizden hizmet bekleyenlerin idarecilerin başı olarak herkese verilmesi gereken eğitim hakkı hizmetini yerine getiremiyorsak, sağlık hakkını yerine getiremiyorsak, tarafsız kanun önünde eşitlik ilkesini yerine getiremiyorsak , iyi uygulama yapamıyorsak, ,insanlarımızı hakir görüyorsak, kanunları insanına göre uyguluyorsak, birinin parası ve makamı olduğu için ona hizmet edip diğer insanların işlerini aksatıyorsak insan haklarını ihlal ediyoruz demektir. Biz insan hakkının mukaddes hak olduğunu bunun vebalini sadece bu dünyada değil inancımız gereği öldükten sonra bize sorulacaktır. " dedi.

 

 

Haber:Kurtuluş Gazetesi              11.12.2009